
Sevdiğiniz bir elbise, birbirini tanıştırmak istediğiniz dostlar ve uzamasına itirazınız olmayan bir akşam. Doğum gününü güzel kılan ayrıntılar, daha masaya oturmadan başlıyor.
Doğum günü yaklaşırken telefonda küçük bir liste açılır. İsimler yazılır, silinir, yeniden eklenir. Üniversiteden bir arkadaş, iş hayatının armağanı bir dost, her şeyi ilk anlattığınız kişi… Birbirini henüz tanımayan insanların aynı akşamda buluşacak olması bile heyecan verir. Sonra o mesaj gönderilir: “Bu yıl birlikte yemek yiyelim mi?”
O andan itibaren akşamın biçimi yavaş yavaş belirir. Ne giyeceğiniz, kimi kimin yanına oturtacağınız, ilk gelenle neler konuşacağınız. Dolabın önünde biraz daha oyalanmaya izin vardır. Uzun zamandır takılmayan küpeler kutusundan çıkar. Gündelik bir çantanın yerini daha küçük olanı alır. İnsan, kendisi için hazırlanmaya da vakit ayırır.
İstanbul’da böyle bir akşamı planlarken semt seçimi de hikâyeye katılır. Zekeriyaköy, şehrin kuzeyinde, yeşilin sofraya eşlik ettiği bir buluşma fikri sunar. No1 Culinaria’nın Anadolu ve Akdeniz’den beslenen mutfağı, bu fikre odun ateşini, paylaşmak için ortaya söylenen tabakları ve uzun uzun incelenebilecek bir menüyü ekler. Doğum günü için bir araya gelen dostlara, akşamı kendi alışkanlıklarına göre kurabilecekleri bir başlangıç verir.
Masada herkesin başka bir iştahı vardır. Birinin gözü daha baştan pizzalara gider; bir başkası karidesle başlamak ister. Çıtır kabak ortaya söylenir, salataya birlikte karar verilir. Menü üzerinden başlayan konuşma, çok geçmeden son seyahate, yarım kalan bir habere, yıllardır her buluşmada yeniden anlatılan o olaya döner. “Bunun da tadına bak” cümlesiyle bir tabak el değiştirir.
Paylaşmanın kendine özgü bir görgüsü vardır: Son dilimi almadan önce masaya bakmak, yanınızdakine yer açmak, anlatılan hikâyeyi sipariş vermek için bölmemek. Sofranın zarafeti biraz da bu küçük hareketlerde görünür. Özenle seçilmiş bir masa örtüsü kadar, birinin sevdiğiniz yemeği hatırlaması da akşamın ayrıntısıdır.
Kutlama planında önceden konuşulan birkaç şey, o akşam herkesi rahatlatır. Kişi sayısı, yemek tercihleri, alerjiler ve masanın nasıl kurulacağı… Kalabalık bir davette menü üzerine birlikte düşünmek, masaya oturulduğunda karar vermeye ayrılan zamanı azaltır. Ev sahibine de arkadaşlarının yanında kalmak, yemeğini sıcakken yemek ve anlatılan hikâyeyi sonuna kadar dinlemek için alan açılır.
Tatlıya gelindiğinde konuşmanın sesi biraz yükselmiş, başlangıçta birbirine yabancı olan iki kişi ortak bir konu bulmuştur. Bir fotoğraf çekilir; herkesin aynı anda kameraya baktığı kare için birkaç deneme gerekir. Sonra telefon masaya bırakılır. Kahve isteyenler sayılır. Birisi, “Biraz daha oturalım,” der.
Yeni yaşa böyle bir akşam yakışır. Eve dönerken küpeler çıkarılır, fotoğraflara yeniden bakılır. Ertesi sabah mesaj grubuna ilk cümle düşer: “Çok iyi geldi.”
No1 Culinaria’da doğum günü veya özel bir buluşma planlamak için rezervasyon ekibimizle iletişime geçebilir, sofranız için güncel menüyü inceleyebilirsiniz.

Comments are closed